KTO Karatay Üniversitesi Yayıncılık ve Yapımcılık İktisadi İşletmesi (KARYAY)’dan yayınlanan ‘’Azmin Mimarı’’ kitabının hikâyesini, kitabın mimarından dinliyoruz. Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Kerim ÇINAR ile yaptığımız röportajımız sizlerle!

Kerim Hocam öncelikle kısaca sizi tanıyabilir miyiz?
Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Dekanı ve Mimarlık Bölümü öğretim üyesiyim. Sekiz buçuk yıl önce iki bölüm açarak eğitim kadrosunda yer almaya başladık. İlk olarak iç mimarlık bölümünün kurulmasıyla, daha sonrasında ise; mimarlık, grafik tasarımı, resim ve geleneksel Türk sanatlarıyla zaman içerisinde beş bölüm oluştu. 40 yıldır mimarlık yapıyorum ve mesleği öğretiyorum. Üniversite bünyesinde birçok projelere katılıyoruz. Bunun yanı sıra yazmaya da başladım. Pandemi dönemi ile birlikte Yeni Meram gazetesinde, köşe yazarlığını sürdürüyorum.

“Azmin Mimarı” kitabının yazarı olarak, Üniversitemiz Yayıncılık ve Yapımcılık İktisadi İşletmesi’ne (KARYAY) yeni bir eser kazandırdınız. Kitabınızın hikâyesinden bahseder misiniz?
Daha öncesinde meslek kitapları, makaleler, bildiriler ve araştırmalar yapıyorduk. Son dönemde yazmış olduğum köşe yazıları belli bir sayıya ulaştıktan sonra toplu bir kitap hâline getirmeye karar verdik. Konular, öğrencilerimize daha kolay erişilir hâlde olması ve yaşanmışlıkların gelecek kuşaklara aktarılması noktasında önemli bir yere sahiptir. 40 yılık tecrübe ile bilgi birikimini aktarmaya çalıştım ve bu çalışmaların devamı da geliyor. Kısa öykülerle anlatılması gereken konular kapsamında, KAR-YAY içerisinde devam eden ayrı bir kitap çalışmamız daha vardır.

Köşe yazılarınızın derlemesiyle oluşan ’’Azmin Mimarı’’ eserini okuyucularınıza neden tavsiye edersiniz?
Amacımız, dediğim gibi, sonraki kuşaklara yazılı kaynaklar bırakarak kalıcılığı mümkün kılmak. Sözlü olarak kaldığı takdirde, kulaktan duyma hikâyeler zamanla unutuluyor yahut özünü kaybedebiliyor. Bu yüzden bilgileri aktarma esnasında özünü iyi bir şekilde anlayabilmek için yaşayan kaynaklarla, olaylara şahit olanlarla bizzat iletişime geçiyorum. Bilgiyi biriktiriyoruz ama önemli olan; sağlıklı ve doğru bir şekilde aktarabilmektir. Yerel, yöreye özgü ve yaşanmış olayların sonucunu, genç nesillerin de dikkatini çekebileceği bir şekilde yazılı hâle getirmek beni heyecanlandırıyor. Bu noktada KAR-YAY ve üniversitemizin desteği de cesaretlendiriyor.  

Kitabınızdan bir söz bizleri oldukça fazla etkiledi, “Yaşamın amacı ve anlamı nedir sizce? Kelebek olup uçmak mı, kozada kalıp ipek olmak mıdır?” Buradaki anlam çok derin ancak sizin gözünüzden bu sözün anlamı nedir? 
“Kelebek olup uçmak mı, kozada kalıp ipek olmak mıdır?” Sorduğunuz etkileyici bir söz. İpek konusu bizim için önemli bir konudur. İpek yolu üzerinde, Anadolu’nun geniş bir coğrafyasında hanlar, kervansaraylar yapılmış. İpek yolunun Anadolu’dan geçmesi doğudan batıya, batıdan doğuya ticaret yoluna zemin hazırlamıştır. Anadolu bu bakımdan hep uğrak bir yer olmuştur. Birçok kültürün katmanları mevcuttur, bu yönüyle çok zengin bir coğrafyaya sahibiz. Bunun bilincine yeni erişiyoruz. Bu bağlamda söylenen esas ironi “yaşamak mı?” diyebiliriz. Kozadan çıkıp kelebek olmak için elbette yaşamak gereklidir. Kelebeğin ömrü kısa da olsa yaşamında mücadeleyi veriyor. Değilse ipek kozanın içinde kalıp dünyayı hiç görmeden yok olup gider. Burada ki amaç; kozanın içinde kalmak değil, inancımızı yitirmeden kısa da olsa mücadeleyi vermektir. İpeğin rahat ve kullanışlı olması, ipek böcekçiliğinin ticaretini arttırmıştır. Fakat insanlık için konfor sağlasa da birilerinin ölmesi gerekmez. Her canlı kendi özelliğine göre yaratılmıştır, birilerinin amacı doğrultusunda yaratılmamıştır. Yani her canlının değeri ve anlamı vardır.  

Yazarlık bir tarafa, bir de eğitimci yönünüz var. Öğrencileriniz sizi nasıl bilir?
Bu soruyu öğrencilere sormak lazım. Mesleki disiplin olarak davranışım bellidir. Fakat onlara mesleği öğretmenin yanı sıra bir insan olmanın erdemi nedir sorusunun cevabını ve insanın sadece mesleğini yapan canlıdan ibaret olmadığını; herkesin kendine göre bir misyonu olduğunu anlatırım. Tüm bunları da öykülerle yazar, desteklerim. Ve öğrencilerimin başarı öykülerini yeni nesle aktarmak gereklidir. Çünkü genç kuşak, tüketime alışmış bir kuşaktır. Bu kitapta geçen öykülerin hepsi gerçek hikâyelerden alınmıştır. Her öğrencim buradan kendine bir pay çıkartıyor. İşte bu öyküler ve anlatılanlar her biri öğreticidir. Öğrencilerimi derste sadece teorik bilgilerle donatmıyorum, mesleği öğretiyorum.

Son olarak öğrencilerinize tavsiyeleriniz nelerdir ?
Temelde kitapla ilgili konuştuğumuz için konuya buradan giriş yapayım. Okurken sıkılmayacakları ve hızlı okuyup keyif alacakları bir kitap hazırladık. Okumalarını tavsiye ederim. Bu öyküler birçok şeyi düşündürecektir. İkinci olarak, günümüzde her meslek duraklama konumuna geldi, bu konuda karamsar olmasınlar. Bizim üniversitemiz birçok mesleği bünyesinde barındırdığı için mesleğin hocalarıyla görüşsünler ve düşünüp öyle karar versinler. Pek çok üniversite ve bölüm mevcut. Tabiî ki bu rekabeti arttıracaktır. Hayatla mücadele kolay değildir ama bunu kendilerinin görmesinde fayda vardır. Meslekte başarılı olabilmek her bireyin kendi çabasına kalmıştır. Bu anlamda öykülerimde de paylaştığım hikâyeleri okurlarsa, sorgulama yönleri uyanacaktır ve çıkış yolunu bulmada etkili olacaktır.  


22 Şubat 2021


‘’Azmin Mimarı’’ Kitabının Hikâyesi ‘’Azmin Mimarı’’ Kitabının Hikâyesi ‘’Azmin Mimarı’’ Kitabının Hikâyesi

Anasayfa